Hayvanlar Arası İletişim ve ‘DİL’

Yeryüzündeki ilk canlılarda, tür, cinsiyet ve/veya niyet bildiren ilkel mekanizmalar oluşmuştur. Bu mesaj aktarımı doğanın ilk zamanlardaki en gelişmiş aracıyla yapılıyordu: kimyasal iletişim. Bir canlının kendi türünden bir başka canlıyla, üremek için iletişim kurma ihtiyacı, milyonlarca yıl devam etmiş ve karmaşıklaşan iletişim sistemlerini ortaya çıkarmıştır. En geniş çerçevede bakılacak olursa ‘dil’, bu evrimsel süreçle doğmuştur.

Doğa kullanılan her dil türü birbirinden farklıdır. Araştırmalar yapıldıkça her canlı türünün kendisine özgü bir iletişim yeteneği olduğu ortaya çıkmıştır.

diller


Dil, en basit tanımıyla ‘bilgi alışverişi aracı’ demektir. Bu tanım, karıncaların kimyasal dilini ve bal arılarının dans dilini de kapsar. Buradan hareketle şöyle bir sonuca varabiliriz: En evrensel tanımıyla dil, canlılar dünyasının ilişki ağıdır. Dilin sınırlarını belirleyenler ise tabi ki insanların tanımlarıdır.

hayvanlarda iletisim

Son birkaç yıl içinde birçok canlının sesli iletişimi yoğun bir şekilde araştırılmıştır. Denizalası adlı balığın mırıltısı en ilkel haliyle sesli iletişimi bize göztermektedir. Birçok böcek cinsinin de iletişim için ses üreten organları vardır. Güveler, kur yaptıkları süre boyunca feromon (özel bir bezden salgılanan salgı) aracılığıyla iletişim kurar. Bu durumların hepsi  20. Yüzyılın ortalarına kadar insanlığın varlığından bile haberdar olmadığı ‘ses-ötesi (18.000 hertz ve üzeri) sayesinde olur.

Bütün bunlar dışında, hayvan iletişiminden bahsedildiğinde akla ilk gelen karıncaların, bal arılarının, kuşların, su memelilerinin ve maymunların dilleridir.

hayvanlarin iletisimi

KARINCALAR

Dünya üzerinde 12.000’in üzerinde karınca türü bulunmaktadır. Yeryüzünün yaşamaya elverişli hemen hemen her noktasını işgal eden karıncalar, insanlardan daha kalabalıktır; nüfusları trilyonları bulur. Karıncalar yalnız yaşamaz. Birbirleriyle beden dilini ve feromonları kullanarak iletişim kurarlar.

Karıncaların dil yeteneklerinin bugün bilinenden daha karmaşık olması olasıdır. Karıncaların arasındaki iş bölümü bile bugün tam olarak açıklanamamaktadır. Bir düşünelim: Karınca güruhu hangi yaprağın taşınıp yuvaya getirileceğine nasıl karar vermektedir? Organizasyon ve koordinasyon nasıl sağlanmaktadır? Bilinenden daha gelişmiş bir iletişim ağı mevcut olsa gerek… :)

iletisim

BAL ARILARI

20. yüzyılın ilk yarısında, Avustralyalı hayvanbilimci Karl Von Frisch, bal arılarının ‘dans’ ile iletişim kurduklarını göstermiştir.

‘Robot arı’ deneyleri, hem sallanma dansı hem de akustik mesajın, çoğu bal arısının kendi aralarında iletişim kurmak için gerekli olduğunu kanıtlamıştır. Deneylerde görülmüştür ki eğer bir arı bu şekilde iletişim kurmazsa yiyeceği bulmayı başaramaz.

bal arilari arasi iletisim

(Dairesel dans bulunan yiyeceği göstermek, yarı-dairesel dans ise uzaktaki besinlerin yerini bildirmek için yapılır.)

KUŞLAR

Kuşların en çok öten türleri arasında bile ses yetenekleri ve sesi kullanma eğilimleri açısından farklılıklar vardır. Örneğin Afrikagri papağanları belki de hayvanlar aleminin en olağanüstü ‘dilcileri’dir. En açık ve anlaşılır sesleri onlar çıkarmaktadır.

Papağanların kendi aralarında çeşitli ‘anlamlı’ ve doğal sesleri kullandıkları ve sesleri grubun diğer üyelerinden ‘öğrendikleri’ 20. Yüzyılın son çeyreğinde yapılan araştırmalarda saptanmıştır.

hayvanlarda dil

Akustik iletişim, memeliler tarafından da yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Çıkardıkları seslerin karmaşıklığı ve sosyal ortamlarının çeşitliliği sebebiyle memelilerin iletişimini ve dillerini incelemek oldukça güçtür. Memeli ‘dil’lerinde birçok bölgesel farklılıklarının (lehçe) yanında bireysel kapasiteleri ve ifade değişimleri (bireysel dil) de mevcuttur.

Bildiğimiz kadarıyla, dünyada kuşlar ve hominidlerden (insanlar) sonra kolayca işitilebilen, kendiliğinden (doğal), karmaşık, sese dayalı alışverişte bulunan yegane yaratıklar deniz memelileridir. Memeli akustiği üzerine yapılan araştırmaların birçoğu başta gizli askeri amaçlar olmak üzere çok çeşitli nedenlerle deniz memelileri üzerinde yoğunlaşmıştır, özellikle de balinalar ve yunuslar üzerinde.

BALİNALAR

Balina sesleri 256.000 hertz’e kadar ulaşabildiği için (insan kulağının algılayabildiğinin 12 katı) elektronik algılayıcıların gelişimine kadar balinaların iletişiminden haberdar değildik. Balinaların, cinslerine bağlı olarak, çok çeşitli ‘dilleri’ vardır.

Uzmanlar, kambur balinaların şarkı biçimleri Atlantik ve Pasifik Okyanusları’nda ortak olsa da şarkılarının farklı olması sebebiyle bölgesel ‘lehçelerin’ mümkün olduğunu söylemektedirler.

balina komik

YUNUSLAR

Yunuslar da sık sık ses çıkarırlar. Yunusların dış kulağı yoktur, sesleri çenelerinin altında bulunan ince bir pencereden algılarlar. Yunusların ses repertuarları bazı duygusal mesajları da kapsar. Uzmanlar, neredeyse kuş sesine benzer yükselip-alçalan, ‘İmdat’ manasına gelen bir ses tespit etmişlerdir. Fakat yaygın kanıya göre, yunus ‘dili’ gerçek dilden çok insanların iniltilerine, kıkırdamalarına veya iç geçirmelerine benzemektedir.

yunus baliklari komik

MAYMUNLAR

Orangutanlar, şempanzeler, goriller, bonobolar; türü ne olursa olsun maymunların dil becerilerinin aşağı yukarı aynı olduğu deneylerle ispatlanmıştır. Bugüne kadar birçok maymun türüyle birçok deney yapılmıştır. Bunun en büyük sebebi DNA olarak insanlara çok yakın olmalarıdır.

En bilinen maymun dili deneyi goril Koko’dur. Temmuz 1972’de Kuzey Amerika’da Francine Patterson, Koko adını verdiği 13 aylık bir gorile Amerikan İşaret Dilini öğretmiştir. Tüm dünya Koko’yu, işaretlerle konuşma becerisi göstermiş ilk maymun olarak kabul etmiştir.

Koko:

Bazı maymunlar işaret dilini belli bir derecede öğrenebilmiş, bazıları da icat edilmiş sembolik dilleri kullanmıştır. Esas soru şu olmalıdır: Bu durum maymunların insanlara benzer biçimde dil kullanabildiğini kanıtlar mı? Belki de sırf ödül alabilmek için rastgele eşleştirmeler, işaretler yapıyor olabilirler ve biz de onlara fazlaca mana yüklüyor olabiliriz…  :)

maymunlar komik

Yazımın başından beri bilinçli olarak birçok karikatür kullandım. Hayvanların doğadaki iletişimi laboratuvardaki insan-hayvan ilişkilerinden çok daha ötedir. Hayvanlar zaten mevcut nöral yapılarıyla kendi türlerine göre zengin bir iletişim kurmaktadırlar. Tüm bu deneyler, araştırmalar ve saptamalar hayvanların kendi doğal dilinde birbirlerine neyi anlattıkları konusunda bize neredeyse hiç bilgi sağlayamamıştır.

İnsanların, çoğu hayvan türüne karşı cehaleti ve kibirli tutumu 20. yüzyılın ortalarına kadar sürmüştür. İnsan dışı varlıklara öğretilen ‘insan dili’, sadece onların insanlarla iletişim kurmasını sağlar. İnsan türünün dilin ne olduğuna dair araştırmaları ister istemez insan-merkezli olmuştur. Yani biz, geçmişten beri aslında bu deneylerle hayvan dilini değil, insan dilini araştırdık. :)

aslan karikaturu
İnsanı diğer canlılardan farklı kılan özellik artık sadece alet yapabiliyor olmaları olamaz… Belki de insanlar ‘daha incelikli bir iletişimi gerçekleştiren ve böylece kendine sayısız fayda sağlayan hayvanlar’dır…  :)

Yorumlar

Giris Yapınız

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.

Üye Ol Giriş
Facebook ile Giriş
veya
Şifremi kaybettim
Üye Ol Giriş
Facebook ile Giriş
veya
Doğrulama için mail adresinizi kontrol ediniz.
Üye Ol Giriş
Üye Ol