21. Yuzyıla Gelirken Neler Oldu? Asırın Sorunları Neler?

21. yüzyılı tanımlamak ve sınırlarını belirlemek oldukça zor ve karmaşıktır. Bunun birinci nedeni, 20. yüzyılda kaybettiğimiz veya kazandığımız  her şeyin iç içe geçmiş olması, ikinci nedeni de henüz bu yüzyılın çok başında olmamız. Buna rağmen 1980lerden sonra dünyada gördüğümüz büyük değişimler bize insanlığın nereye doğru gittiğini az da olsa göstermektedir. Bu değişimler 21. yüzyılı da içinde barındırdığı için bu yüzyıla girişimizden itibaren yaşadıklarımız gelecekle ilgili fikirlerimizi şekillendirebilir. Bu sebepledir ki son 30 yılda yaşananlar doğru yöne gitmemiz açısından çok önemlidir.

21. YÜZYILA HAZIRLIK

Son 30 yılın en belirleyici meselelerinden birisi kuşkusuz Soğuk Savaş’ın bitmesidir. Yaklaşık 40 yıl süren bu sürecin yaratmış olduğu gerginlik, nükleer tehdit, sosyalist ve kapitalist eylemler, dünyayı önemli derecede etkilemiştir.

21. yuzyıl

Demokratik Almanya Cumhuriyeti, Doğu Alman vatandaşlarının yoğun tepkisi ve yurt dışına göç etmeye başlamasıyla, 28 yıllık Berlin Duvarı’nın yıkılmasına karar verdi. Bu olay, dünya tarihinde yeni bir yüzyılın başlangıcı olarak görülür. Berlin Duvarı, inşa edildiğinden beri, aynı şehrin insanları arasında gerçek bir sınır ve engeldi. Batıya geçmek isteyen çoğu insan öldürülmüş ya da cezaevine atılmıştı. Duvar,  hüzünlü ayrılıkların duvarıydı. Bu nedenle de yıkıldığında tarihe kazınarak gerçek bir özgürlük sembolü haline geldi.

21. yuzyila kadar

21. YÜZYILIN ‘GERÇEKLERİ’

KÜRESELLEŞME

Küreselleşme, son dönemleri tanımlayan ve değişimi ifade eden en önemli; aynı zamanda da en tartışmalı kavramlardan biridir. Birbiriyle bağlantılı çok sayıda konuyu içermesi, belirleyici faktörlerinin çok fazla olması, olumlu/olumsuz çok sayıda sonucunun olması, bu kavramı tanımlamayı zorlaştırmaktadır. Bakış açımıza göre bu kavramı tanımlama ve anlamlandırma şekillerimiz değişebilir. Kimine göre gerçekleşmemesi gereken, yanlış bir olguyken kimine göre çağın gerekliliği, doğal ve faydalı bir süreç. Ancak yine de olup bitenlere baktığımızda, ticaretin, kültürün, teknolojinin, bilginin ve neredeyse her şeyin; sosyal, ekonomik, kültürel, teknolojik ve benzeri birçok alanda bütünleşmeye ve dayanışma yapmaya başladığı bir süreçtir. Küreselleşme dünyanın küçülmesi, Marshall McLuhan’ın deyimiyle ‘küresel köy’e dönüşmesidir.

21. yuzyil

CİDDİ BİR SORUN

21. yüzyılla beraber gezegenimizin sorunlarına yönelim arttı. Bu sorunları saptamak için birçok çalışma  yapıldı. Bu yüzyılın en büyük sorunu ise kuşkusuz küresel ısınma oldu. Kuşkusuz, gezegenimiz var olduğundan beri sürekli bir değişim içindedir. İleri sanayileşme, ileri teknoloji, tüketim ekonomileri, enerji politikaları dünyanın doğal yapısını kötü anlamda değiştirmeye/bozmaya başlamıştır. Çevre, hava, su kirliliklerinin artması, ozon tabakasının delinmesi, atıkların çözümlenemez bir soruna dönüşmesi gezegenimizin doğal yapısını bozmuştur. Küresel ısınmanın sebep olduğu eriyen buzullar, iklim değişiklikleri, büyük fırtınalar ve tusunamiler artık dünyayı ve bizi tehdit eder duruma gelmiştir. Atmosfere salınan gazların yarattığı sera etkisiyle oluşan ısı artışı olarak tanımlanan küresel ısınmanın tüm canlıların yaşamını olumsuz şekilde etkilediği görülmektedir.

kuresel isinma

Son 30 yıl çerçevesinde, bilimsel alandaki gelişmelerin hayatımızı neredeyse tümüyle kontrol altına almaya başladığını görebiliriz. Gıdadan giyime, sağlıktan teknolojiye, her alanda hayatımız bilimsel buluşlar ve bunlarla eş zamanlı olarak gelişen teknolojiyle şekillenmeye başlamıştır. Her bilimsel keşif hayatımızı farklı bir alanda etkilemektedir.

İNTERNET

1985 yılında kullanılmaya başlanan (kendi aralarında bağlantılı ağlar; Interconnected Networks teriminin kısa hali), birçok yararının yanında çeşitli tehlikeleri de beraberinde getirmiştir. Mantığın sınırlarını aşan bilgisayar oyunlarına bağlılık ve bağımlılık, sosyal paylaşım sitelerinde aşırı zaman harcama, saplantı haline gelen pornografi, görece gelişmiş toplumlarda görülen internet üzerinden alışveriş yapma takıntısı gibi çağın bir tür ‘hastalığı’ da denilebilecek durumlar internetle birlikte hayatımıza girmiştir. Diğer yandan, günümüzde çok hızlı şekilde yayılan sosyal ağlar (Facebook, İnstagram vb.) kısmen medya – iletişim işlevi görmektedir ve artık kabul etmek gerekir ki hayatın ‘gereklilikleri’ haline gelmişlerdir. Birçok siyasal, sosyal, kültürel örgütlenmenin bu ağlar üzerinden yapıldığı, yararlı etkinliklerin (sergi, fuar, konser, söyleşi vb ) bu mecralarda duyurulduğu da gözlemlenmiştir. Elbette, internetin doğurduğu sonuçlar önümüzdeki yıllarda daha net bir şekilde kendini gösterecektir.

Yorumlar

Giris Yapınız

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.

Üye Ol Giriş
Facebook ile Giriş
veya
Şifremi kaybettim
Üye Ol Giriş
Facebook ile Giriş
veya
Doğrulama için mail adresinizi kontrol ediniz.
Üye Ol Giriş
Üye Ol