Küçük Albert'a Ne Oldu? 'Küçük Albert Deneyi'

Tarih boyunca yapılan bilimsel araştırmaların etikliği sorgulansa da, bu konuda katı kurallar son yıllarda oluşturulmuştur. Bu etik sorgulamanın belirli sınırlamalar getirmemesi, bilim insanlarını çeşitli “Vahşet”lere dahi itmiştir. Joseph Mengele, Harry Harlow, John Money, Philip Zimbardo ve daha niceleri, bilim uğruna etik kavramlardan bihaber deneylere yönelmişlerdir.

Psikolojide davranışçılık ekolünün kurucusu olan John B. Watson da yaptığı “Küçük Albert” deneyiyle bu kervana katılmıştır.

john b watson kucuk albert deneyi

John Watson, Pavlov’un gerçekleştirdiği deneylerle öne sürdüğü klasik koşullanma teorisini kanıtlamak amacıyla bir deney tasarladı. Klasik koşullanma 20. yüzyılın başlarında büyük yankı yaratan bir fikirdi.

Klasik Koşullanma Nedir?

Psikoloji bilimindeki tanımı şu şekildedir: Bir uyarıcı ya da olayın başka bir uyarıcı ya da olayın meydana gelmesini tahmin ettiği bir öğrenme biçimi.

Pavlov’un köpeğiyle yaptığı deneyler sonucunda elde ettiği şey buydu. Köpeklerin ağzına yemek tozu koyulduğunda üretilen salyayı incelemek isterken farklı bir şeyle karşılaştılar. Bir süre sonra köpek yemek tozu ağzına koyulmadan salyalamaya başlıyordu. Hatta birkaç tekrardan sonra, yemek tozunu getiren asistanın ayak seslerini duyması salyalaması için yeterli olmuştu. Yani duyulan ses salyalama için bir koşul haline gelmişti.

Bu deneyle öne sürülen klasik koşullanmayı John Watson ve Rosalie Rayner, 8 aylık bir bebek üzerinde denemek istediler. Ve Küçük Albert için kabus başladı.

Küçük Albert ve Koşullandırma:

John Watson ve Rosalie Rayner, gerçek adı Douglas Merritte olan bir bebeği denek olarak kullandılar. Adına da “Little Albert” dediler.

İnsanlar, bir olaya karşı doğuştan tepkilere mi sahiptirler, yoksa daha sonraki koşullandırmalar mı bu tepkileri oluşturur? Bu soruya da cevap verecek olan deney, Küçük Albert’ın tek başına olduğu odaya bir fare salınmasıyla başladı. Daha sonra bir tavşan, bir köpek… Amaç, bebeğin bu hayvanlara karşı ne tepki vereceğini ölçmekti.

Küçük Albert, fareden ürkmek yerine onu yakalamaya çalışıp gülüyordu. Diğer hayvanlar için de durum aynıydı, hiçbirine karşı bir korku belirtisi göstermeden dokunmaya çalışıyordu.

kucuk albert deneyi john b watson

Daha sonra koşullandırma sürecine girildi. Odadaki fareye Küçük Albert ne zaman dokunsa, arkada bir çekiçle çelik çubuğa vurularak yüksek bir ses çıkarıldı. Bunu 6-7 kez tekrarladıktan sonra artık Küçük Albert, fareye dokunduğunda o sesi duyacağına dair koşullanmıştı. Fareden kaçmaya başladı.

İşin ilginç tarafı, bu koşullandırma genelleşti. Küçük Albert ne zaman tüylü ve özellikle beyaz bir şeyle karşılaşsa, korkmaya ve ondan kaçmaya başladı. Odaya Noel baba maskesiyle giren John Watson’dan bile korkmaya başladı.

kucuk albert deneyde kullanilan bebek

Deneyin sonucu hakkında çeşitli söylentiler var: Kimisi Küçük Albert’ın süt annesinin deney sonlanmadan onu alıp götürdüğünü söyler, kimisi ise deneyi yapan psikologların bebek için bir iyileştirme sürecine girmeden orayı terk ettiğini. Ama bilinen şudur ki; Küçük Albert bu koşullanmayla yaşamaya devam etti. Tüylü ve beyaz nesnelerden korkarak sürdürülmeye çalışılan bir yaşam…

Bu deneyle ne kadar bağlantılıdır bilinmez; ama Küçük Albert, 7 yaşına basmadan beyninde su toplanması nedeniyle hayatını kaybetti.

Klasik koşullanma adına büyük bir gelişme olsa da, Küçük Albert’ın başına gelenler bir utanç kaynağıdır. İşte, deney sürecinden bazı görüntüler:


Gamze Gedik
Editor

Yorumlar

Giris Yapınız

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.

Üye Ol Giriş
Facebook ile Giriş
veya
Şifremi kaybettim
Üye Ol Giriş
Facebook ile Giriş
veya
Doğrulama için mail adresinizi kontrol ediniz.
Üye Ol Giriş
Üye Ol