Feodalizm ve Din

Feodalizm kavramının Orta Çağlarda öncelikle Batı’da hakim olan hiyerarşik düzeni ve sosyoekonomik, kültürel ve dini ilişkileri kapsayan yararlı bir ‘kurgu’ olup olmadığı konusunda kuşkular bulunurken; sosyolojik açıdan bakıldığında feodalizmin Orta Çağlara dair bütün olarak bir ‘toplum’ ideası (fikri) sunduğunu ve böylelikle bu ‘toplum’un kendi içindeki dönüşüm ve değişimlerini anlamak için yararlı bir kavram olduğunu da göz ardı edemeyiz. Feodalizm, ‘Batı ve dünyanın geri kalanı’ diye yapılan ayrımın tarih sahnesinde ilk olarak göze çarptığı alandır. Din ve ekonominin kesişmesi de feodalizmle başlar.

FEODALİZMİN ORTAYA ÇIKIŞI

FEODALİZMİN ORTAYA ÇIKIŞI

Feodalizmin doğmasına yol açan nedenler arasında iki tanesi çok önemlidir:

-      Birincisi, Roma İmparatorluğu’nun yıkılması,

-      İkincisi ise bu yıkılaşa gerekçe olarak da gösterilen, literatürde ‘kavimler göçü’ olarak adlandırılan Doğu’daki çeşitli barbar Germen kabilelerin Batı’ya göç etmesi ve bu göç ve istilanın ortaya çıkardığı kargaşa.

- İkincisi ise bu yıkılaşa gerekçe olarak da gösterilen, literatürde ‘kavimler göçü’ olarak adlandırılan Doğu’daki çeşitli barbar Germen kabilelerin Batı’ya göç etmesi ve bu göç ve istilanın ortaya çıkardığı kargaşa.

Feodalizmi üç unsur altında tanımlayabiliriz:

-      Toprağa dayalı bir örgütlenmede hiyerarşiyi belirleyen kurallar ve haklar,

-      İdarenin ademimerkezileşmesinin sonucunda toplumsal ve ekonomik alanlara ağırlık verilmesi ve

-      Orta Çağlarda ortaya çıktığı düşünülen bu ademimerkezileşmenin kendi içinde yapılaşması.

Roma İmparatorluğu’nun Batı kanadının yıkılışı 5. Yüzyılın sonlarında kendisini hissettirir. Böylece Avrupa’da, Akdeniz’e yakın kesimlerde ekonomisi ticaret ağırlıklı kent devletleri; kuzeyde ise ekonomisi tarıma dayalı barbar krallıklar tarafından idare edilmeye çalışılan yeni kuruluşlar ortaya çıkmaya başlar. Hristiyanlığın bu topraklara nüfuz etmeye başlaması da bu kuruluşların şekillenmesini  etkilemiştir. Feodalizm, kentten çok tarımdal faaliyetle uğraşan kesimlerde hakim olmuştur ve bu dağınık ortamda Kuzey Avrupa’nın kendisini korumak amacıyla gerçekleştirdiği bir girişim olarak değerlendirilir.

FEODAL TOPLUMLAR

Feodal toplumları Ortaçağ Avrupası ile bağdaştırmak doğru değildir. Feodal ilişkiler ağı bütün Avrupa toplumlarına hakim olmamıştır. Hakim olduğu Avrupa toplumlarında ise farklı şekillerde görülmüş, farklı şekillerde kabul edilmiş ve tanımlanmıştır. Fransa’da 1789’da yaşanan siyasi devrimle birlikte kraliyetin yanı sıra soyluluğa dair bütün düşüncelerin yıkılmasıyla feodal dönemin sona ermesinden bahsedilirken; İngiltere’de merkezi yapıyla yerel unsurlar arasındaki hukukun yavaş şekilde dönüşümüyle feodal sistemden çıkıldığı söylenmektedir.

Feodal toplumları Ortaçağ Avrupası ile bağdaştırmak doğru değildir. Feodal ilişkiler ağı bütün Avrupa toplumlarına hakim olmamıştır. Hakim olduğu Avrupa toplumlarında ise farklı şekillerde görülmüş, farklı şekillerde kabul edilmiş ve tanımlanmıştır. Fransa’da 1789’da yaşanan siyasi devrimle birlikte kraliyetin yanı sıra soyluluğa dair bütün düşüncelerin yıkılmasıyla feodal dönemin sona ermesinden bahsedilirken; İngiltere’de merkezi yapıyla yerel unsurlar arasındaki hukukun yavaş şekilde dönüşümüyle feodal sistemden çıkıldığı söylenmektedir.

FEODALİZMDE DİN

FEODALİZMDE DİN

Batı tarihinde Orta Çağlar olarak tanımlanan dönemde ortaya çıkan feodal toplumsal yapı, Avrupa’da Hristiyanlığın yayılması ve kurumsallaşmasıyla doğrudan ilişkilidir. İlk Hristiyanlar, Roma İmparatorluğu’nun zulmünden kaçmak için toplandıkları yerlerde, İsa’yı simgelediğini düşündükleri balık resimleri çizerlerdi. Böylece birbirleriyle haberleşebilirlerdi.

İlk Hristiyanlar, Roma İmparatorluğu’nun zulmünden kaçmak için toplandıkları yerlerde, İsa’yı simgelediğini düşündükleri balık resimleri çizerlerdi. Böylece birbirleriyle haberleşebilirlerdi.

Roma impratorluğu boyurdurluğundaki kırsal kesimler ve barbar istilalarıyla Batı Avrupa’ya gelen yeni kavimler, 4. Yüzyılın başlarında imparator olan Constantine’in Hristiyanlığı kabul etmesine kadar Roma soyluları ve halkı gibi pagandı (çok tanrılı). Constantine, Hristiyanlığı kabul eden ilk Roma İmparatoru’dur. Hz. İsa’dan sonra küçük gruplar halinde kalan Hristiyanlık, inanç sistemini öncelikle Pavlus’un çeşitli kavimlere yazdığı mektuplar sayesinde oluşmuştur.

Hz. İsa’dan sonra küçük gruplar halinde kalan Hristiyanlık, inanç sistemini öncelikle Pavlus’un çeşitli kavimlere yazdığı mektuplar sayesinde oluşmuştur.

(Pavlus, Hristiyanlığı yaymak ve Hz. İsa’nın mesajını iletmek üzere çeşitli kabilelere mektuplar yollar. Bunlar daha sonra İncillere eklenmiştir. Çeşitli misyonerlik gezilerine katılır ve Roma’ya geldiğinde Romalılar tarafından öldürüldüğü varsayılır.)

Feodal dönemde Batı Avrupa’nın tek dayanağı topraktı ve zaten feodalizm de toprak ve üzerindekileri örgütleme çabasından doğdu. Roma Kilisesi aracılığıyla yaygınlaşmaya başlayan Hristiyanlık, bu örgütlenmeyi kolaylaştırdı. Bu, iki yöntemle yapıldı:

-      Feodal yöneticileri bir anlamda kutsamaları,

-      Manastırların edindikleri sosyal, ekonomik ve dinsel rol sebebiyle feodal sistemin bir parçası olarak örgütlenmeleri.

-	Manastırların edindikleri sosyal, ekonomik ve dinsel rol sebebiyle feodal sistemin bir parçası olarak örgütlenmeleri.

Tarih tekerrürden ibarettir sözünün ne kadar doğru olduğunu gün geçtikçe daha iyi anlıyorum. Tarih boyunca ‘yönetim – din – ekonomi’ kavramları her zaman birbirinden ayrı tutulmaya çalışılmış ama hiçbir zaman birbirinden kesin olarak ayrılamamışlardır. Tarih boyunca ‘köylü’ halk ezilmiş, bir şeyleri ‘kabul etmek’ zorunda kalmıştır. Maalesef bu düzen böyle sürüp gidecektir. Yıl kaç olursa olsun…

 

Yorumlar

Giris Yapınız

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.

Üye Ol Giriş
Facebook ile Giriş
veya
Şifremi kaybettim
Üye Ol Giriş
Facebook ile Giriş
veya
Doğrulama için mail adresinizi kontrol ediniz.
Üye Ol Giriş
Üye Ol