‘İLK DİL’ var mıdır?

İletişim, dünya üzerindeki tüm canlılar için gerekli ve kaçınılmazdır. Canlılar iletişim kurmak zorundadır; çünkü tek başlarına hayatlarını devam ettirmeleri imkansızdır.

İletişim, canlı türlerine göre çeşitlenir. İnsanlar resim, renk, sembol, el işaretleri, jest - mimikler ve dil; hayvanlar ise koku, ses, bedensel ve/veya kimyasal mesaj gibi pek çok araçla iletişim kurar. Aslında dili hem insanlar hem hayvanlar için geçerli bir iletişim aracı olarak kabul edebiliriz; insanlarda dil yazılı ve sözlü olarak ikiye ayrılırken, hayvanlarda dil hayvan türüne göre çeşitlilik gösterir: karınca dili, bal arısı dili, yunus dili gibi. Ben bu yazımda insan dilinin tarihini irdeliyor ve sizlerle paylaşıyor olacağım.

ilk dil tarih

diller karikatür ilk dil komik

Bir ‘şey’in tarihi incelenmeye başlandığında o ‘şey’in ilk örneği saptanmaya çalışılır. Buna göre insan dilinin tarihi araştırılarak ilk dilin ne olduğunun belirtilmesi beklenir. İnsan diliyle ilgili ilk bilgiler mitoslar halinde Çin, Babil, Hint, Mısır gibi toplumlarda görülmektedir. Bu bilgilere göre Tufan’dan sonra dünyada tek bir dil vardı. İnsanlar, Tanrı katına erişmek için Babil’de göğe doğru bir kule yapmaya başladılar. Tanrı o zaman insanların dilini karıştırıp hepsini dünyanın dört bucağına dağıttı. Bu mitos ile dünyadaki dillerin tek bir dilden ayrılan farklı diller olduğu görüşü açık bir şekilde görülmektedir. Bu tek ve aynı zamanda ilk olma özelliğini taşıyan dil, geçmişten günümüze merak konusu olmuştur. Yunan tarihçisi Heredot, Tarihler eserinin ikinci cildinde Mısır ziyareti sırasında duyduğu bir anekdottan bahsetmiştir. 

ilk dil

Firavun Psammetichos, yeni doğmuş iki bebeği, onlara bakması için bir çobana teslim ederek, kimsenin onlarla konuşmasına izin vermemesini tembih etmiş, çocuklar büyüdüğünde ise konuştukları ilk kelimeleri tespit etmesini istemiştir. Firavunun oluşturduğu hipoteze göre, dışarıdan müdahale edilmediğinde çocukların söyleyeceği ilk kelimeler, tüm insanların dilinin kökenini belirleyecektir.

ilk dil

Çoban bir gün çocuklardan birinin ‘bekos’ diye bağırdığını duyar ve bunun Frikçe olduğu sonucuna varır. ‘Bekos’ kelimesi Frikçe ‘ekmek’ anlamına gelir. Bu şekilde, Friklerin Mısırlılardan ve öteki milletlerden daha eski olduğu ve Frikçe'nin insanların orijinal dili olduğu sonucuna varırlar. Heredot dışında, günümüze ulaşan ve bu hikâyeyi doğrulayan başka bir kaynak yoktur. Yine de bu olay, o çağın ilkel dil anlayışına göre büyük bir önem taşımaktadır. En eski dili bulma çalışmaları zamanla dini inanış veya milli duygulara yenik düşmüştür. Bazı kesimlerce yeryüzüne inen ilk kutsal kitap Tevrat İbranice olduğuna göre yeryüzündeki ilk dilin de İbranice olduğu düşünülmektedir. Osmanlı’da Feraizcizade Mehmed Şakir Efendi 1890 yılında ilk insan olan Âdem’in Türkçe konuştuğunu belirtip hatta daha da ileri giderek bu dilin nasıl bir dilbilgisi yapısı olduğunu da yazarak açıklamıştır. Almanlar Almancayı, Fransızlar Fransızcayı, Türkler Türkçeyi ilk dil olarak kabul etseler bile hiçbirinin bilimsel ve kesin bir açıklaması olamamıştır. Amerika’nın önde gelen bir dilbilimcisi Hinduların klasik dili olan Sanskritçenin kökeninin Meksika yerlilerinin büyük imparatorluğunun dili olan Aztekçe ile ilişkili olduğunu ortaya atmış ve konuşulan eski bir köken dilden geldiğine inandığı ilgili sözcüklerdeki uyumu ve ses değişikliklerini bu ilişkinin kanıtı olarak sunmuştu. Yeryüzündeki eski dillerin ilişkilerine dair bu ve benzeri iddialar bugün hem gerçek bilime hem de sağduyuya aykırıdır.

dil ailelerinin ortaya cikisi

Dil ailelerinin ortaya çıkışı (‘Potor’, hayali bir insan grubudur.)

Dillerin gerçek tarihi, bugüne kadar tahmin edilenden çok daha karmaşıktır. Bu durumda ‘ilk dil’ olsa olsa bir metafordur. Diller arasında benzerliği yaratan üç etken vardır: kökensel paylaşım, alansal dağılım ve tesadüfi tipolojik ortaklık. Bu etkenler ışığında diller yapısal ve kökensel olarak ailelere ayrılmıştır. Bir dil genellikle, uygun koşullar altında, 2000 yıl içerisinde yaşayan 8-15 akraba doğurur. Ama ‘uygun koşullar’ tanımlaması görelidir. Gözlemlenen bu olguyu, dil ailelerinin geçmişlerinin ne zamana kadar uzandığını ölçmek için genel kural olarak kullanmak için hiçbir haklı gerekçe yoktur.

Bu ve başka sebeplerden dolayı, dilbilimciler artık bir ‘ilk dil’ keşfetmek için çaba harcamamakta, bunun yerine eski/yeni mevcut olan tüm dillerin karmaşıklığını anlamaya çalışmaktadırlar.

Yorumlar

Giris Yapınız

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.

Üye Ol Giriş
Facebook ile Giriş
veya
Şifremi kaybettim
Üye Ol Giriş
Facebook ile Giriş
veya
Doğrulama için mail adresinizi kontrol ediniz.
Üye Ol Giriş
Üye Ol