Sabahattin Ali “Ben yine sana vurgunum, Kürk Mantolu Madonna”

Trajik ölümü ve elinden düşürmediği kalemi ile günümüze uzanan Sabahattin Ali.

Trajik ölümü ve elinden düşürmediği kalemi ile günümüze uzanan Sabahattin Ali.

Bazı değerlerin kıymetleri öldükleri zaman da maalesef anlaşılmıyor hatta böylesi şekilde canların kıymetsizleştirilip katledilmeleri, insanlığa ve kendi tarihimize geçen utanç zamanları.

100 temel eser içinde onun da bir romanı var, Kuyucaklı Yusuf, bu öyküsü 1985’te senaryolaşarak film de oldu. Ve günümüzde hala tartışılan eserlerinden biri de Kürk Mantolu Madonna. Bütün eserleri hala büyük okuyucu kitlesine sahip.

Ne kadar çok insanı seversek, asıl sevdiğimiz bir tek kişiyi de o kadar çok ve kuvvetli severiz. Aşk dağıldıkça azalan bir şey değildir...

Sabahattin Ali’nin Aldırma Gönül şiirini Edip Akbayram’dan, Leylim ley şiirini Zülfü Livaneli’den, Çocuklar gibi şiirini Sezen Aksu’dan ve Ben Sana Vurgunum şiirini Nükhet Duru’dan dinledik.

 

2 Nisan 1948, 41 yaşındaki Sabahattin yurt dışına kaçmaya çalışıyordu, sınıra yaklaşmışlardı, uyuyordu ya da kitap okuyordu Sabahattin Ali, yanındaki kişinin katili olduğunu bilmiyordu. Katili hızlıca yaklaştı, elindeki sopayla ona vurmaya başladı, Sabahattin Ali’nin bu dünyadan göçerken gördüğü son şey, okuduğu kitabın sayfasına sıçrayan kanıydı, sonrasını hatırlamadı bir daha.

2 Nisan 1948, 41 yaşındaki Sabahattin yurt dışına kaçmaya çalışıyordu, sınıra yaklaşmışlardı, uyuyordu ya da kitap okuyordu Sabahattin Ali, yanındaki kişinin katili olduğunu bilmiyordu. Katili hızlıca yaklaştı, elindeki sopayla ona vurmaya başladı, Sabahattin Ali’nin bu dünyadan göçerken gördüğü son şey, okuduğu kitabın sayfasına sıçrayan kanıydı, sonrasını hatırlamadı bir daha.

Ali Erkip(Ertekin), Sabahattin Ali’nin başını sopa darbeleri ile paramparça etti. Kaç defa vurduğunu hatırlamadığını söyledi. Aylar sonra bulunan cansız bedeni tanınmaz hale geldi Sabahattin Ali’nin.

Ali Erkip(Ertekin), Sabahattin Ali’nin başını sopa darbeleri ile paramparça etti. Kaç defa vurduğunu hatırlamadığını söyledi. Aylar sonra bulunan cansız bedeni tanınmaz hale geldi Sabahattin Ali’nin.

Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz'ın dergisi; Marko paşa

Sabahattin Ali öldürülmeden önce hakkında bir çok dava açılmıştı, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz’la birlikte çıkardıkları Marko Paşa adlı dergide yazıyordu ve her yazdığı sorunlu bulunuyordu. Açılan davaların haddi hesabı yoktu ve aleyine sonuçlanacakları belliydi. Kendisine pasaport verilmeyince Suriye sınırından kaçmak istedi, beceremedi. Sonra ki denemesinde, Bulgaristan’dan kaçma girişiminde ona yardım eden kişi katili oldu. Öldürme gerekçesi ise “milli hisleri tahrik etmek”ti, katile göre(!)

7 şubat 1907’de doğdu, babası zamanın entellektüel kişilerinden biriydi. Sabahattin Ali öğretmen okulunda okuyordu ve okulda iken hikaye, şiir denemeleri yazıyordu. Sanata olan ilgisi gün geçtikçe artan Sabahattin Ali, arkadaşları ile okulda gazete de çıkarmaya başlamıştı.

Sabahattin Ali’nin Çocukluğu

7 şubat 1907’de doğdu, babası zamanın entellektüel kişilerinden biriydi. Sabahattin Ali öğretmen okulunda okuyordu ve okulda iken hikaye, şiir denemeleri yazıyordu. Sanata olan ilgisi gün geçtikçe artan Sabahattin Ali, arkadaşları ile okulda gazete de çıkarmaya başlamıştı.

Sabahattin Ali’nin Çocukluğu 7 şubat 1907’de doğdu, babası zamanın entellektüel kişilerinden biriydi. Sabahattin Ali öğretmen okulunda okuyordu ve okulda iken hikaye, şiir denemeleri yazıyordu. Sanata olan ilgisi gün geçtikçe artan Sabahattin Ali, arkadaşları ile okulda gazete de çıkarmaya başlamıştı.

Tiyatroya gidebilmek için okuldan sık sık kaçardı, ayrıca okulun disiplini onu sıkıyordu. Okul Müdürü onu ailesinin yanına göndermekle tehdit edince, intihara kalktı ama bu sadece göstermelik bir oyundu.

Ama unutma, taş duvarlar arasındaki karanlığımın senden başka penceresi yok!

Okulun son senesi babası vefat etti, annesi ise hastalandı. Okulu bitirince Yozgat'ta öğretmenliğe başladı, 1 yıl öğretmenlik yaptıktan sonra yurt dışına gönderilen 15 kişilik grupla 1928 kasım ayında Almanya’ya gitti. Bu grubun Almanya’ya gönderilme sebebi yabancı dil öğretmeni yetiştirmekti. Yaklaşık 1.5 yıl orada kaldıktan sonra 1930 yılının mart ayında ülkeye geri döndü.

Sana ihtiyacım yok ki benim. İnsan yalnız da mutsuz olabilir çünkü.

 

Aydın Orta Okulu’nda öğretmenlik yaparken komünizm propagandası yaptığı gerekçesi ile hakkında soruşturma açıldı ve tutuklandı. Bir süre tutuklu kalıp serbest bırakılınca, Konya Orta Okulu’na Almanca Öğretmeni olarak atandı. Bir toplantıda okuduğu şiir yüzünden yine başı belaya girdi, Atatürk ve İsmet İnönü’yü aşaladığı öne sürülerek 14 ay hapis cezası aldı. Bu tutuklanma onun memuriyetinin de sonu oldu. Konya’dan Sinop Cezaevine gönderildi.

Ceza evinde iken sürekli okumakta ve gündüzleri ise yazılar yazmaktaydı. “Bir Şaka, Kanal, Kazalar, Bir firar, Katil Osman ve Çaydanlık” adlı eserleri bu cezaevindeki deneyimlerinden, gözlemlerinden çıkmıştır. Serbest kalınca, tekrar memuriyete alınmak için Ankara’ya gitti. Hasan Ali Yücel ona yardım etmeye çalıştı.

 

 

 

Gözlerimden öptü, ellerimden öptü, ellerimden. Ama içlerimden öptü. Unutabilir misin şimdi? Ben ölsem, unutamam

Sabahattin Ali’nin öğretmenlik yapması artık istenmedi, Atatürk hakkında yazdığı Kaside, Varlık dergisinde yayınlansa da bu alınan karar değişmedi. Komünist olmadığını kanıtlamak içinde “Esirler” adlı bir oyun yazmıştı. Sabahattin Ali. Sonunda Atatürk’ün de izni alınarak, gecici bir süre de olsa, Orta Tehrisat Şube Müdürlüğü’ne, ardından, Milli Talim ve Terbiye’ye memur olarak atandı.

1935 yılında Aliye hanımla evlendi, memurluk yanında bir orta okulda Almanca dersleri de vermekteydi. Varlık dergisinde ise, hikayeleri yayınlanmakta ve Almanca bazı hikaye ve kitapları da tercüme etmekteydi. 1939 yılında “İçimizdeki Şeytan” adlı eserini yazmıştı. 1935 yılında Aliye hanımla evlendi, memurluk yanında bir orta okulda Almanca dersleri de vermekteydi. Varlık dergisinde ise, hikayeleri yayınlanmakta ve Almanca bazı hikaye ve kitapları da tercüme etmekteydi. 1939 yılında “İçimizdeki Şeytan” adlı eserini yazmıştı.

1935 yılında Aliye hanımla evlendi, memurluk yanında bir orta okulda Almanca dersleri de vermekteydi. Varlık dergisinde ise, hikayeleri yayınlanmakta ve Almanca bazı hikaye ve kitapları da tercüme etmekteydi. 1939 yılında “İçimizdeki Şeytan” adlı eserini yazmıştı.

 

1939 yılında “İçimizdeki Şeytan” adlı eserini yazmıştı.

Bu roman yayınlandıktan sonra tartışmalar başladı, Nihat Atsız ise “İçimizdeki Şeytanlar” diyerek bu romana karşılık, Sabahattin Ali hakkında bir roman yayınladı.  II. Dünya savaşı ile birlikte seferberlik başladı ve Sabahattin Ali ikinci kez askere alındı.

Kürk Mantolu Madonna adlı eserini yazdı ve eser, Hakikat Gazetesinde yayınlandı. Sabahattin Ali 1940 ve 1943 yılları arasında kitap çevirileri yaparken, çeşitli dergilere yazılarda yazmıştır, Türk Dil Kurumu ve Tercüme Odası’da görevler almıştır. Ekonomik anlamda rahatlayan Sabahattin Ali’yi çevresi fikirlerine aykırı lüks yaşam sürmekle eleştirdi.

Kürk Mantolu Madonna adlı eserini yazdı ve eser, Hakikat Gazetesinde yayınlandı. Sabahattin Ali 1940 ve 1943 yılları arasında kitap çevirileri yaparken, çeşitli dergilere yazılarda yazmıştır, Türk Dil Kurumu ve Tercüme Odası’da görevler almıştır. Ekonomik anlamda rahatlayan Sabahattin Ali’yi çevresi fikirlerine aykırı lüks yaşam sürmekle eleştirdi.

Kürk Mantolu Madonna adlı eserini yazdı ve eser, Hakikat Gazetesinde yayınlandı. Sabahattin Ali 1940 ve 1943 yılları arasında kitap çevirileri yaparken, çeşitli dergilere yazılarda yazmıştır, Türk Dil Kurumu ve Tercüme Odası’da görevler almıştır. Ekonomik anlamda rahatlayan Sabahattin Ali’yi çevresi fikirlerine aykırı lüks yaşam sürmekle eleştirdi.

Sağ kesim tarafından Komünist diye eleştirilirken, Nihat Atsız onun hakkında vatan hainliği suçlaması yaptı. Nihal Atsız’a açtığı davayı kazansa da Sabahattin Ali’ye tepkiler çoğaldı. Falih Rıfkı Atay Sabahattin Ali lehine seri yazılar yazdı ve bu yazıları Ulus gazetesinde yayımlatır. 3.kez askerliğe çağrılan Sabahattin Ali 1.5 ay Çankırı’da görev yaptı ve sonra mesleğine döndü. 4 Aralık 1945 yılında İstanbul’da çıkan Komünizm karşıtı gösterilerde o da hedef haline getirildi.

Markopaşa dergisini Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz’la beraber çıkardı. 1946’da artık siyaset ve politikayla daha çok ilgilendi ve Marko Paşa mizahi bir dergi iken, siyasi yönüyle tartışmaya başlandı. Dergi Yazı İşlerinden sorumlu kişi Sabahattin Ali idi ve çoğu imzasız çıkan yazılardan ötürü hakkında bir çok dava açıldı. Davaya konu olan yazılardan biri dışında tüm yazılar aslında Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz’a aitti. Davalardan aldığı hapis cezasından dolayı Paşakapısı Cezaevi’nde yattı bir süre ve 1947 yılının Eylül’ünde serbest bırakıldı.

Marko paşa dergisini Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz’la beraber çıkardı. 1946’da artık siyaset ve politikayla daha çok ilgilendi ve Marko paşa mizahi bir dergi iken, siyasi yönüyle tartışmaya başlandı. Dergi Yazı İşlerinden sorumlu kişi Sabahattin Ali idi ve çoğu imzasız çıkan yazılardan ötürü hakkında bir çok dava açıldı. Davaya konu olan yazılardan biri dışında tüm yazılar aslında Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz’a aitti. Davalardan aldığı hapis cezasından dolayı Paşakapısı Cezaevi’nde yattı bir süre ve 1947 yılının Eylül’ünde serbest bırakıldı.

Bu dönemde Ali Baba dergisini çıkarmaya başladı ve Sırça Köşk adlı öyküyü yazd ama bu öykü Bakanlar Kurulu kararı ile toplatıldı ve tekrar hapishane yolu göründü Ali’ye. Bir kaç ay sonra özgürlüğüne kavuştu ama maddi sıkıntılarla boğuşmaktaydı. Hakkında açılan davaların seyri aleyhinde yürümekteydi. Bu sırada Adalet Cimcoz’un ve çevrenin yardımıyla nakliyeciliğe başladı, yurt dışına gitmek istemekteydi ama pasaport verilmedi kendisine. Suriye’den çıkmak istedi ama olmadı. Ali Cimcoz’ün MİT ajanı olduğundan şüphelenmekteydi, bu yüzden onunla vedalaşırken “Edirne’ye peynir götüreceğim” diye yola çıktı. Kendisini kaçak olarak Bulgaristan’a sokacak kişi eski bir subay olan ve silah çalmak suçundan ordudan ihraç edilen Ali Ertekin’di.

Bu dönemde Ali Baba dergisini çıkarmaya başladı ve Sırça Köşk adlı öyküyü yazdı ama bu öykü Bakanlar Kurulu kararı ile toplatıldı ve tekrar hapishane yolu göründü Ali’ye. Bir kaç ay sonra özgürlüğüne kavuştu ama maddi sıkıntılarla boğuşmaktaydı. Hakkında açılan davaların seyri aleyhinde yürümekteydi. Bu sırada Adalet Cimcoz’ün ve çevrenin yardımıyla nakliyeciliğe başladı, yurt dışına gitmek istemekteydi ama pasaport verilmedi kendisine. Suriye’den çıkmak istedi ama olmadı. Ali Cimcoz’ün MİT ajanı olduğundan şüphelenmekteydi, bu yüzden onunla vedalaşırken “Edirne’ye peynir götüreceğim” diye yola çıktı. Kendisini kaçak olarak Bulgaristan’a sokacak kişi eski bir subay olan ve silah çalmak suçundan ordudan ihraç edilen Ali Ertekin’di.

Ali Ertekin çelişkili ifadeler verdi. 2 Nisan 1948 yılında Sabahattin Ali’yi defalarca kafasına sopayla vura vura öldürdü ve 7 ay sonra öldürdüğü yeri söylemişti. Ölümü hakkında farklı görüşlerde mevcuttur, Yalçın Küçük sınırda çıkan çatışmada öldüğünü ileri sürerken, Rasuh Nuri İleri, işkence de öldürüldüğünü iddia eder, Aziz Nesin ise MİT’in öldürmediğini, kişisel kusurlarından dolayı ölüme gittiğini söyler.

Sabahattin Ali, tek parti rejimini hep eleştirmiştir. Irkçılık, turancılık ve dini kalıplara karşı da duran yazıları mevcuttur.

Sabahattin Ali, tek parti rejimini hep eleştirmiştir. Irkçılık, turancılık ve dini kalıplara karşı da duran yazıları mevcuttur.

Türk Edebiyatının başyapıtlarından Kürk Mantolu Madonna

Günümüzde son derece tartışma yaratan Kürk Mantolu Madonna adlı eseri Büyük Hikaye başlığında 1940 yılında Hakikat adlı gazetede 48 bölüm olarak 50 gün süreyle yayınlandı. 1943 yılında Remzi Yayınevi kitap olarak bastı. 73 yıl sonra Penguin Yayınevi Modern Klasikler serisinde 2016 yılında İngilizceye çevrilerek yayınlandı. Ve bu kitap 7 farklı dilde basıldı, 4 dilde basımı için çalışmalar devam ediyor.

Türk Edebiyatının başyapıtlarından Kürk Mantolu Madonna Günümüzde son derece tartışma yaratan Kürk Mantolu Madonna adlı eseri Büyük Hikaye başlığında 1940 yılında Hakikat adlı gazetede 48 bölüm olarak 50 gün süreyle yayınlandı. 1943 yılında Remzi Yayınevi kitap olarak bastı. 73 yıl sonra Penguin Yayınevi Modern Klasikler serisinde 2016 yılında ingilizceye çevrilerek yayınlandı. Ve bu kitap 7 farklı dilde basıldı, 4 dilde basımı için çalışmalar devam ediyor.

Maria Puder ve Raif Efendi’nin aşkını anlatan kitabı için Sabahattin Ali şöyle der; “Dünya’nın en basit, en zavallı, hatta en ahmak adamı bile, insanı hayretten hayrete düşürecek ne müthiş ve karışık bir ruha sahiptir! İnsan dedikleri mahluku anlaşılması ve hakkında hüküm verilmesi en kolay şeylerden biri zannediyoruz!”

Maria Puder ve Raif Efendi’nin aşkını anlatan kitabı için Sabahattin Ali şöyle der; “Dünya’nın en basit, en zavallı, hatta en ahmak adamı bile, insanı hayretten hayrete düşürecek ne müthiş ve karışık bir ruha sahiptir! İnsan dedikleri mahluku anlaşılması ve hakkında hüküm verilmesi en kolay şeylerden biri zannediyoruz!”

Bu kitabı yazarken kolu çatlaktı Ali’nin ve acısından ötürü sık sık sıcak suyla kompres yaptığı, kolunu dinlendirirp tekrar yazmaya devam ettiği biliniyor. 1983’ten bu yana ayda on binlerce satış rekoru yakalayan ve hala popüler olan Kürk Mantolu Madonna’yı yakın bir zamanda sinema filmi olarak izleme şansına sahip olacağımızı umuyoruz. Sabahattin Ali, trajik ölümü ile yüreğimizi kanatsa da, bıraktığı şahaserlerle edebiyat ve sanat dünyasını aydınlatmaya devam ediyor!

 

Deniz Şimşek
Editor
"Hayat dar alanda trajedi, geniş alanda komedidir"

Yorumlar

Giris Yapınız

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.

Üye Ol Giriş
Facebook ile Giriş
veya
Şifremi kaybettim
Üye Ol Giriş
Facebook ile Giriş
veya
Doğrulama için mail adresinizi kontrol ediniz.
Üye Ol Giriş
Üye Ol