Çanakkale Geçilmez!

Tarihin son göğüs göğüse savaşı olarak kabul edilebilir. İnsan gücünün ve cesaretinin en büyük etken olduğu son savaştır, sonra teknoloji karışır işin içine ve nitekim tüm dengeler bozulur. Taktik, psikolojik ve tarihsel açıdan incelenmesi, hakkında sayısız araştırma yapılması gereken bir savaştır.

eskisiyleyenisiyle canakkale savasi

İnsanların, 1 saniye sonra öleceklerinden emin olmalarına rağmen, siperlerinden çıkarak, namluların üzerine koşması ve hayatlarını orada kaybetmeleri kelimelerle anlatabilecek bir durum değildir.

Çanakkale Savaşı, Birinci Dünya savaşı sırasında 1915-1916 yılları arasında Çanakkale- Gelibolu Yarımadası'nda İtilaf Devletleri ve Osmanlı İmparatorluğu arasında geçmiştir.

Çanakkale üzerinden İstanbul'u ele geçirmek isteyen İtilaf Devletleri, boğazların kontrolünü de ele geçirmek istemiştir. Aynı zamanda 1 Ağustos 1914'ün ertesi günü Almanya ile ittifak anlaşması imzalayan Osmanlı İmparatorluğu, fiilen savaşa katılmıştır.

Savaşta ağır kayıplar veren Osmanlı İmparatorluğu, işgal girişimlerini bastıramayınca toprakların büyük bir kısmı zapt edilmiştir. Ancak Gelibolu cephesindeki Çanakkale Savaşı, Atatürk önderliğindeki kahraman milletinin ve ordusunun büyük mücadelesi ile kazanılmıştır.

eskisiyleyenisiyle canakkale savasi

Atatürk’ün de sözleriyle de anlattığı gibi, bu savaş bir namus ve şeref savaşıdır. İşgalci devletlere karşı bir saniye boyun eğmeyen, yiğit insanların başkaldırısıdır.

eskisiyleyenisiyle canakkale savasi

Müttefik orduları başkomutanı Generel Jean Hamilton’un sözleri her şeyi anlatır cinsten “Evet, insan ruhunu yenmek mümkün olmuyor. Dünya’da hiçbir ordu bu kadar sürekli ayakta kalamaz. Sadece, bugün 1800 şarapnel attık. Aylardan beri, gece gündüz savaş gemilerimiz mevzilerini bombalıyor. Son derece hırpalanmış Türkleri koruyan Tanrılarından ayırmak için başka ne yapılabilir?”

Seyit Onbaşı gelir akıllara. Deniz Savaşları yapılırken, Seddü'l-bahir açıklarında olan düşman gemileri Morto Koyu ile Seddü'l-bahir tepesini sürekli bombardıman altına alarak Türk kuvvetinin gücünü iyice kırmıştı. Bu arada, bir İngiliz gemisinden atılan büyük bir bomba Morto Koyu sırtlarındaki bir topçu birliğimizi tamamen yok etmiştir. İçlerinde sadece Seyit Ali Çavuş sağ olarak kurtulmuştur. Çavuş etrafındaki gördüğü manzara karşısında duyduğu üzüntü ile dünyada eşi olmayan bir olay gerçekleştirmiştir. Duyduğu üzüntü ve acı ile normalinde 4-5 insanın bile çok zor kaldırabileceği 257 kiloluk bombayı olduğu yerden tek başına kaldırdı, taşıdı ve topun namlusuna sürerek ateşledi.

canakkale savasi seyit onbasi

Bu mermiyi göndereceği yeri biliyordu. Queen Elizabeth gemisinin bacasından içeri girerek gemiyi ortadan ikiye ayrılarak batmıştır. bu olayda, 257 kiloluk mermiyi kaldırmış ve olağanüstü gücünü göstermiştir.

Peki ya, onları ayakta tutan bu güç neydi? O gücü sağlayan vatan sevgisini anlatacak kelimeler mevcut değil. “Benimle beraber burada muharebe eden bütün askerler kesin olarak bilmelidir ki bize verilen namus görevini eksiksiz yapmak için bir adım geri gitmek yoktur. Uyku, dinlenme aramanın, bu dinlen­meden yalnız bizim değil, bütün milletimizin sonsuza kadar mahrum kalmasına sebep olacağını hepinize hatırlatırım.” diyen bir büyük komutan ve onun sözüyle, vatanı için gözünü kırpmadan vatanı ölüme koşan insanlar.

canakkale zaferi turk askerleri

Çanakkale Savaşı ile ilgili birbirinden etkileyici hikayeler anlatılır. Tüm bunların arasında en etkileyici olanlarıysa; tabi ki o savaşı yaşamış insanların anlattıklarıdır. Çanakkale'de savaşanların hatıralarını okudukça bugün yaşadıklarımızı, değerlerimizi ve korkularımızı o dönem ile karşılaştırma fırsatı bulabiliriz.

'Cepheden Mektuplar' isimli kitapta, 24 Temmuz 1915'te bir bölük komutanının askeriyle ilgili yazdığı mektup:

“Sabah güneşin doğmasıyla birlikte yüzlerce topun soğuk namlusundan müthiş seslerle çıkan mermilere asabiyetle yumruklarını sıkan askerin, düşman üzerine atılmak ve onları toprağa sermek için dört gözle bekletilen ileri hareketin emrini aldı. Gaziler'i takviyeye gidiyorduk. İlderesi, düşmanın yüzlerce mermisinin düştüğü yer olup buradan geçmek biraz tehlikeli ise de düşmandan intikam için bütün bedenleri titreyen askerim, din kardeşlerine yetişmeye mani olan her şeye bir alaka bakışla fırlayarak ileri atıldılar. Yol üzerinde her nasılsa düşman mermisinden ateş alan bir sandık cephane, yolu bütün bütün kapamış, dini, vatanı, milleti için yoldan geçmeye çırpınan bu Türk kalpleri, civardan tedarik ettiği kum torbalarını omuzlayarak yanan sandık üzerine hemen dördü birden atıldı. İki saniye sonra sandık, torbalar altında kalmış ve yolumuza mani olacak müşkülat ortadan kaldırılmıştı. Bu dört askerin cesareti ve fedakarlığı sayesinde İlderesi yolu açıldı. Tam zamanında Gaziler'de bulunan silah arkadaşlarına yetişmek mümkün oldu ise de Ethem Onbaşı ismindeki nefer bu vazifeyi yerine getirirken sol kalçasından şarapnel misketiyle yaralanarak şu sözleri söyledi. 'Bir senedir kullandığım silahımla hunhar düşmana bir kurşun atmadan hastaneye gidiyorum. Bari benim intikamımı siz alın' diye ellerime kapandı ve sulu gözlerinden yaşlar akıtarak ayrıldı.”

Çanakkale'de işgalci güçlerin saflarında savaşan Lance isimli bir askerin annesine Gelibolu'dan yazdığı mektup.

"Sevgili Anneciğim;

Bana göre, yarımadada pek çok şey yaşanmasına rağmen, bugüne kadar üç çok önemli olay oldu.
Birincisi,tarihin uzun yıllar unutamayacağı çıkarma harekatı. İnsanın bunun değerini, muhteşemliğini ve mucizeviliğini anlayabilmek için çıkarmanın gerçekleştirildiği noktayı mutlaka görmesi gerekir. Elbette bu harekat çok iyi düşünülmüştü.

İkincisiise, geçtiğimiz 11 Mayıs'ta binlerce Türk'ün bizim hatlarımıza yaptığı karşı taarruzdu. Karşılaştırdığımızda bizim kayıplarımız çok azdı, tüm hat boyunca yaklaşık 500 kişi. Çıkarma harekatından bu yana üzerimize böylesine çok sayıda geldikleri ilk ve tek andı.

Üçüncüsüise 6. Takviye kuvvetimizin planladığı ve çok ağır kayıplar verdiği Tekçam taarruzuydu. Belki de bu harekata katılmadığım için çok şanslıyım. Tekçam'da hemen hemen en şiddetli muharebe yaşandı. Tanıdığım o kadar çok dostumu kaybettim ki… (12 Kasım 1915, Gelibolu,Lance)

O kahraman insanların bizlere bıraktığı bu güzel ülkeyi, ne derece koruyabiliyor, ne derece ülke değerlerine sahip çıkabiliyoruz bilmiyorum. Metrekarede 3000 mermi kovanı bulunduğu söylenen bir savaştan çıkmış, canlarını öne atarak bizlere bu ülkeyi bırakan insanları hiç unutmamalı. “Bu ülke için, ne yapıyorum?” sorusunu her zaman kendimize sormalı, soru sonrasında sessizliğe gömülmemeli, daha çok çalışmaya daha çok üretmeye çalışmalıyız.

eskisiyleyenisiyle dur yolcu canakkale zaferi

Çanakkale geçilmez! Türkiye geçilmez!

Bu tarifsiz kahramanlık üzerinden tam 102 yıl geçti. Bu özel günün anısına, Çanakkale Savaşı zamanında günlük tutan şehit Teğmen İbrahim Naci'nin hikayesi:

Baturay Çevik
Editor
"Mahalle baskısına tampon bölge"

Yorumlar

Giris Yapınız

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.

Üye Ol Giriş
Facebook ile Giriş
veya
Şifremi kaybettim
Üye Ol Giriş
Facebook ile Giriş
veya
Doğrulama için mail adresinizi kontrol ediniz.
Üye Ol Giriş
Üye Ol